Sen bana neyi öğrettin biliyor musun? İlk önce aşık olmayı sonra birine nasıl bağlanıp, bırakamamayı he bir de aşkın en güzel halini yaşatmıştın bana. Şimdi anlıyorum bu çocukların neden bu kadar parkı sevdiklerini. Aslında ben parkta kardeşini sallayan bir kız oliyim sen de kardeşine bisiklet sürdüren abi, benim kardeşim çağırsın kardeşini alsın onuda sallansınlar birlikte biz de bankta oturup heyecanla onları izliyelim. Neyse erken fark ettin parka gitme yaşımızın geçtiğini ama bak parkı sevmediysen tut ellerimi, ayaklarımızı götürdüğü yere gidelim. Büyükler gibi gezelim çok istiyorsan bırakırım bu çocuksu hallerimi ama ben den parkı, okulu yada her hangi bir yeri unutmamı isteme çünkü; benim hayatım da ki en güzel günlerim ya parklarda geçer oldu yada okul da. Büyük gibi davranırım sorun değil ama büyük olamam çünkü ben ne pamuk şekerimden vazgeçicek kadar büyüdüm nede parklara gitmekten vazgeçicek kadar. Aslında bırak biz aşık falan da olmayalım, sinemaya gidelim, oyun oynayalım, kavga edelim, bazen de bir sandala binelim suyun sürüklediği yere gidelim. Uyandığımız da böyle ufak bir külübe görelim, içeri girdiğimiz de bir yatak olsun ama sadece bir tane, sen utan yanıma yatama yere yatarım ben sorun değil sen rahat uyu de, ben itiraz edemeyip başımı salliyim. Gece öyle bir yağmur yağsın ki böyle şimşekler çaksın ben korkiyim yanına geliyim sana sıkı sıkı sarılıyım ve göğsün de uyuya kalıyım. Sen kucağına al beni yatağıma yatır, tutiyim ellerini boğuk bir ses tonuyla ‘’benimle uyu’’ diye biliyim. Sabah kalktığım da yanımda olma endişeleniyim hızla dışarı çıkıp bağırıyım sonra sen ormanın içinden çıkıp ‘’buradayım çiçekler senin kadar güzel kokmasa da güzeller’’ diyip bana bir demet uzatsan, çiçekleri masaya bırakıp kahvaltı yapsak, bir zaman sonra sen yine gitsen ama bu sefer geldiğin de bana bir şey versen böyle sanki bir yüzük şeklinde bir çiçek, şeye benziyormuş tektaş yüzüğe ama bu daha özel bir yüzük böyle tektaş yerine bir papatya, evet papatyadan yüzük olsa keşke.Sadece iki kelime söylemeye niyetli gibi baksan bana heyecanlı tavrınla ‘’Evlenirmisin benimle’’ desen heyecandan ölücekmiş gibi baksam sana gözlerimi dikip ‘’eveeet !’’ diye bağırsam hatta o kadar heyecanlansak ki sevinçten çimlerin üstüne düşsek, yokuşdan aşağı yuvarlansak çocuk gibi.
-Tamam masal bitti. Şimdi gözlerini kapat ve hep küçük kaldığınızı düşün.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder